Saadet, Hürriyet’le evliydi. Evliliklerinin ilk yıllarında gayet mutluydular. Ancak birbirlerini tanıdıkça, araları bozuldu. Saadet, Hürriyet’e göre baskın bir kişilik yapısına sahipti. İlişkilerinde her konuda Saadet’in dediği olurdu. Karar alma süreçlerinde, Saadet, Hürriyet’e söz hakkı tanımazdı. Son zamanlarda bu durumdan iyice bunalan Hürriyet, kimseye derdini anlatamıyordu.
Hürriyet ve Saadet, bir akrabalarının düğününe katıldılar. Düğün biterken toplu fotoğraf çekimi yapılıyordu. Saadet: “Gel buraya!” diye Hürriyet’e bağırdı. Eşinin insanlar içinde kendisine emir vermesinden hoşlanmayan Hürriyet, öfkeyle, “Nereye geleyim?” diye yanıt verdi. Düğün vesilesiyle derdini anlatmanın fırsatını da kaçırmayan Hürriyet, ayaküstü yanındaki tanıdığına şöyle sitem etti: “Ağabeyciğim, bu kadınlar hep böyle mi olur? Bunlar yönetmeyi çok sever, yönetmeye yatak odasından başlarlar. Bir konu açarlar, bize dertlerini anlatırlar, uykumuzu kaçırırlar. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi arkalarını döner, mışıl mışıl uyurlar. Bu nasıl bir huy, anlamadım!”
Ahmet Ozan Gürsoy

Yorum bırakın