“Duydunuz mu?”

Mevsim, yazdı. Çukurova’nın sıcağı, insanları perişan etmişti. Hava o kadar sıcaktı ki, yaprak kıpırdamıyordu. Nem bunaltıyordu. Herkes farklı hayatları yaşıyordu. Kimi evinde bomboş oturuyor, kimi ekmek parası için sabah erken saatlerde işe gidiyordu. Çocuklar büyüyor, gençler hayata atılıyordu. Günler hızlı geçiyordu. Ayşe teyze ise dedikoduyu seviyordu. Sürekli dedikodu yapıyordu. Ayşe teyzenin tek mutluluk kaynağı, dedikodu yapmaktı.

Akşam olmuştu. Yine dedikodu yapmak isteyen Ayşe teyze, dostlarını arayıp evine davet etti, dostları geldiler. Ayşe teyze, “Merhaba, hoş geldiniz. Beni kırmadınız. Sağ olun.” diyerek, misafirlerini içeri aldı. Birçok egzotik eşyanın bulunduğu evin duvarlarında resimler asılıydı. Evin özgün bir havası vardı. Odalardan tütsü kokusu geliyordu. Ayşe teyze, misafirlerine: “Evimi beğendiniz mi?” diye sordu. Konuklar, evi çok beğendiklerini ve etkilendiklerini söylediler. Ardından, Ayşe teyze, dostlarıyla birlikte balkona geçti. Dedikodunun vazgeçilmez çerezi ay çekirdekleri, balkondaki sehpalara konuldu. Ayşe teyzenin mide ameliyatı olan akrabasından konu açıldı. Bir yandan çekirdeğini çitleyen Ayşe teyze, heyecanla ve aniden gözlerini açarak, şaşkınlıkla: “Duydunuz mu? Komadaymış!” dedi. Bu, Ayşe teyzeyi tanıyan insanlar için alışılmadık bir cümle değildi. İlginç olan, Ayşe teyzenin bunu çekirdek çitleyerek ve akrabasının komada oluşu sanki umurundaymış gibi söylemesiydi. Oysa, akrabasının komada oluşu, Ayşe teyzenin hiç umurunda değildi.

Ahmet Ozan Gürsoy

Yorum bırakın