“Adımı Unuttum. Adım Neydi?”

Çukurova’da bir gün… Sıcak yakıyor, perişan ediyor. Çarşı, her zaman olduğu gibi, ana baba günü. Araç trafiği yoğun… Bisikletler hızlı gidiyor. Kaldırımlara park eden otomobiller insanı boğuyor. İnsanların gülüşmeleri, bağrışmaları, ortamı inletiyor… Lokantalar dolu… Mağazaların önünde alışveriş kuyruklarından geçilmiyor… Böyle bir günde, evin ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya çıkan Fikret Amca, fenalaştı. 10 dakika çay bahçesinde dinlendikten sonra yürümeye devam etti. Bir an önce, alacağı eşyaları eve götürmek istiyordu. Manavın önündeyken birden tuhaflaşan Fikret Amca’nın kafası karıştı. Sanki beyni durmuştu. Düşünemiyordu. Manavın bulunduğu sokağın sonuna kadar yürüdü. Telaş, heyecan, stres ve evham içindeydi. Yeniden manava doğru ilerlerken, bir dükkânın önünde, kaldırımda oturan akrabası Erol Bey’i gördü. Yüzü kıpkırmızı biçimde, ter içinde, sesi titreyerek Erol Bey’e sordu; “Erol, adımı unuttum. Adım, neydi?” Erol Bey, şaşırdı ve yanıt verdi: “Adın Fikret, Fikret! Şu sıcakta beni güldürdün ya, Allah da seni güldürsün.”

Ahmet Ozan Gürsoy

Yorum bırakın